Yapay Zekâ Çağında ERP ve CRM Proje Yönetimi: Neden Planlamak Artık Daha Zor?

ERP ve CRM projelerinde bugün yaşanan en büyük zorluk teknik değil; yapay zekânın yarattığı hız ile insanların adaptasyon hızı arasındaki farktır.

ERP ve CRM projeleri, her dönem kendi zorluklarını barındırmıştır. Uzun süreler, yüksek maliyetler, çok sayıda paydaş, değişen beklentiler ve organizasyonel direnç bu projelerin doğasında vardır. Ancak son birkaç yılda sahada giderek daha net görülen yeni bir gerçeklik ortaya çıkmıştır:

Yapay zekâ, ERP ve CRM projelerini hızlandırmakla birlikte planlamayı daha zor bir hale getirmektedir.

Bu ifade ilk bakışta çelişkili görünebilir. Çünkü yapay zekâ; kod yazımını hızlandırmakta, dokümantasyonu kolaylaştırmakta, analiz süreçlerini kısaltmakta ve birçok manuel işi otomatik hale getirmektedir. Buna rağmen, özellikle büyük ölçekli ERP ve CRM dönüşümlerinde süre, termin ve maliyet tahminlerinin tutturulması geçmişe kıyasla daha da güçleşmiştir.

Bu yazıda, yapay zekânın ERP ve CRM proje yönetimini nasıl dönüştürdüğünü; neden klasik planlama yaklaşımlarını zayıflattığını ve bu yeni dönemde proje yönetiminin hangi eksenlerde yeniden ele alınması gerektiğini sahadaki gözlemler üzerinden değerlendirmek istiyorum.

Bu yazı, yapay zekânın faydalarını küçümsemek için değil; aksine bu faydaların sürdürülebilir hale gelmesi için hangi risklerin yönetilmesi gerektiğini konuşmak için yazıldı.

Klasik ERP ve CRM Proje Planlaması Neyin Üzerine Kuruluydu?

Geleneksel ERP ve CRM proje yönetimi, büyük ölçüde geçmiş deneyimlere dayanırdı. Benzer sektörde yapılmış projeler, önceki müşteri örnekleri, adam/gün hesapları ve faz bazlı planlama alışkanlıkları; süre ve maliyet tahminlerinin temelini oluştururdu.

Bu yaklaşımın altında yatan temel varsayım şuydu:

“Dün yapılan işler, yarın da büyük ölçüde benzer şekilde yapılacaktır.”

Analiz, geliştirme, test ve canlıya geçiş fazları net çizgilerle ayrılır; kapsam baştan tanımlanır ve mümkün olduğunca sabit tutulmaya çalışılırdı. Elbette değişiklikler olurdu, ancak bu değişikliklerin sayısı ve etkisi belirli sınırlar içinde kalırdı. Bu sayede proje planı, tüm belirsizliklere rağmen makul bir öngörü sunabilirdi.

Yapay Zekâ Bu Dengeleri Neden Bozdu?

Yapay zekâ, ERP ve CRM projelerinde aynı anda iki farklı etki yarattı. Planlamayı zorlaştıran temel neden de bu ikili yapıdan kaynaklanmaktadır.

Bir yandan yapay zekâ;

  • kod üretimini hızlandırdı,
  • dokümantasyonu kolaylaştırdı,
  • prototip ve POC süreçlerini kısalttı,
  • analiz çıktılarının çok daha erken görünür hale gelmesini sağladı.

Diğer yandan ise;

  • kapsamın sabit kalmasını neredeyse imkânsız hale getirdi,
  • kullanıcı ve yönetici beklentilerini sürekli yukarı çekti,
  • “madem bunu yapabiliyoruz, şunu da ekleyelim” refleksini güçlendirdi.

Özellikle Copilot’lar, AI destekli analizler ve agent yaklaşımları sayesinde, paydaşlar çok daha erken aşamada somut çıktılar görmeye başladı. Bu durum karar alma hızını artırırken, aynı zamanda alınan karar sayısını da ciddi biçimde yükseltti.

Ve burada kritik bir gerçek ortaya çıktı:

Yapay zekâ projelerde işi değil, karar üretimini hızlandırmaktadır.

Karar üretimi hızlandıkça; revizyon, yeniden tasarım, yeniden test ve yeniden planlama ihtiyacı da doğal olarak artmaktadır.

Beklenti Kopukluğu: Yönetici ile Kullanıcı Arasında Sıkışan Proje

Yapay zekânın proje yönetiminde yarattığı en zorlayıcı etkilerden biri, farklı paydaş gruplarında oluşan gerçekçi olmayan ve birbiriyle çelişen beklentilerdir.

Yönetici Tarafı: “Artık Daha Hızlı ve Daha Ucuz Olmalı”

Üst yönetim ve bütçe sahipleri, yapay zekâ etrafındaki genel söylemlerden etkilenerek projelere şu gözle bakmaya başlamaktadır:

“AI kod yazıyorsa, bu projeler neden hâlâ bu kadar uzun sürüyor ve pahalı?”

Bu bakış açısıyla;

  • geçmişte 12 ay süren projelerin artık 5–6 ayda bitmesi beklenir,
  • bütçelerin ciddi biçimde düşmesi gerektiği düşünülür,
  • danışman ve geliştirici sayısının azaltılabileceği varsayılır.

Oysa sahadaki gerçeklik farklıdır. Yapay zekâ geliştirme hızını artırsa da; entegrasyon, güvenlik, veri kalitesi, test yükü ve organizasyonel adaptasyon maliyeti ortadan kalkmamaktadır. Aksine, çoğu zaman bu alanlarda karmaşıklık artmaktadır.

Kullanıcı Tarafı: “Artık Mükemmel Bir Sistem Gelmeli”

Kullanıcı tarafında ise farklı bir beklenti kopukluğu oluşur. Yapay zekâ, neredeyse hatasız ve tamamen otomatik çalışan sistem algısı yaratır.

Bu anlayışla;

  • veri girişlerinin ortadan kalkması,
  • sistemin tüm istisnaları kendiliğinden çözmesi,
  • insan onaylarının gereksiz hale gelmesi beklenir.

Oysa AI, güçlü bir yardımcıdır; ancak süreç sahipliğini ve insan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu fark yeterince anlatılmadığında, canlıya geçiş sonrası hayal kırıklığı ve direnç kaçınılmaz olur.

Bu iki uç beklentinin arasında kalan proje ekipleri için, AI çağında proje yönetiminin ilk adımı teknik değil; beklenti yönetimidir.

Yapay Zekâ Hızı ile İnsan Gerçekliği Arasında

Son 5–6 yılda, özellikle pandemi sonrası dönemde projelerde gözlemlenen bir diğer önemli değişim, çalışanların işe ve teslim sorumluluğuna bakışındaki dönüşümdür. Uzaktan çalışma modellerinin yaygınlaşması ve iş hayatına dair sürekli yeniden üretilen “hafif ve sınırsız özgürlük” anlatıları, işin doğal zorluklarını ve süreklilik gerektiren yönlerini görünmez hale getirmiştir.

Oysa ERP ve CRM projeleri, doğası gereği uzun soluklu, detaylı ve bazı fazlarda yoğun efor gerektiren çalışmalardır. Entegrasyonlar, veri temizliği, test süreçleri ve canlıya geçiş öncesi kritik dönemler; yalnızca teknik bilgi değil, odaklanma, sorumluluk alma ve gerektiğinde ekstra efor gerektirir. Bu gerçeklik değişmemiştir.

Değişen şey, bu gerçekliğe gösterilen zihinsel dayanıklılıktır.

Yapay zekâ bazı teknik işleri hızlandırırken, proje paydaşlarının hem partner hem müşteri tarafında teslimat disiplinine yaklaşımı zayıflamaya başlamıştır. “Nasıl olsa AI hızlandırıyor” algısı, proje fazlarına göre değişen iş yükünü ve yoğunluk ihtiyacını göz ardı eder hale getirmiştir. Bunun sonucunda, teknik olarak mümkün olan teslimatlar insan tarafındaki bu kopuş nedeniyle gecikmeye başlamaktadır.

Bu durum, işin değerini veya çalışmanın önemini reddetmekten değil; işin hayattaki konumunun yanlış yeniden tanımlanmasından kaynaklanmaktadır. ERP ve CRM projeleri, her zaman belli bir süre için odaklanmayı ve önceliklendirmeyi gerektirir. Yapay zekâ bu ihtiyacı ortadan kaldırmaz; aksine bazı noktalarda daha da belirgin hale getirir.

İnsani Temasın Kaybı: Uzaktan Çalışma ve AI’ın Görünmeyen Etkisi

Yapay zekâ ile birlikte proje yönetiminde yaşanan dönüşüm, yalnızca teknik süreçleri değil; insanlar arasındaki ilişki biçimini de kökten değiştirdi. Özellikle pandemi sonrası yaygınlaşan uzaktan çalışma modeli ve AI destekli proje yürütme alışkanlıkları, ERP ve CRM projelerinde uzun süredir var olan ancak pek konuşulmayan bir boşluğu daha görünür hale getirdi: insani temasın azalması.

Bugün birçok projede danışmanlar, kullanıcıların yaptığı işi yalnızca ekran üzerinden, dokümanlar ve online toplantılar aracılığıyla tanıyor. Depoda fiziksel olarak mal toplayan bir çalışanın günlük akışı, muhasebede fiş kesen veya fatura onaylayan bir kullanıcının karşılaştığı pratik zorluklar; artık çoğu zaman birebir deneyimlenmeden, anlatıldığı kadarıyla tasarıma yansıyor.

Oysa geçmişte, sahada geçirilen zaman;

  • süreçlerin neden o şekilde çalıştığını,
  • kağıt üzerinde “mantıksız” görünen bazı adımların arkasındaki gerçek ihtiyacı,
  • iyileştirme alanlarının nerede gerçekten değer yarattığını
    çok daha net görmeyi sağlıyordu.

Uzaktan çalışma ve AI destekli analizler bu boşluğu kısmen kapatsa da, bağlam bilgisini tam olarak ikame edemiyor. Süreçler teorik olarak doğru tasarlanabiliyor, ancak gerçek hayatın yarattığı istisnalar ve insan davranışları yeterince hesaba katılamayabiliyor.

Bu durum beklenti yönetimini de doğrudan etkiliyor. Kullanıcı, danışmanla insani bir ilişki kurmadığında; taleplerini müzakere edilebilir ihtiyaçlar olarak değil, birebir uygulanması gereken net beklentiler olarak görmeye başlıyor. Danışman tarafında ise, talebin arkasındaki gerçek problem yeterince hissedilmediği için çözüm daha mekanik ve daha katı hale geliyor.

Halbuki güçlü bir insani temas olduğunda; fayda, maliyet ve ihtiyaç dengesi daha doğal bir şekilde konuşulabiliyor, karşılıklı kabuller oluşabiliyor ve “mükemmel sistem” beklentisi yerini en doğru çözüme bırakabiliyor.

Bu nedenle AI çağında proje yönetimi, sadece teknolojiyi doğru kullanmakla değil; insani dokunuşu bilinçli şekilde yeniden tasarlamakla da ilgilidir. Hibrit çalışma modelleri, özellikle analiz ve tasarım aşamalarında fiziksel temasın korunması, projelerin hem beklenti hem de teslimat kalitesi açısından kritik hale gelmiştir.

Kod Sahipliği Kaybı ve “Kara Kutu” Riski

Yapay zekâ destekli kod üretimi, hız kazandırırken daha sinsi bir risk doğurur: kod ve tasarım hakimiyetinin zayıflaması.

ERP ve CRM projelerinde;

  • finansal hesaplamalar,
  • fiyatlandırma kuralları,
  • stok ve kredi limiti mantıkları

son derece net ve izlenebilir olmak zorundadır. AI ile üretilen kodlarda ise, ekipler zamanla kodun “neden” o şekilde çalıştığını bilmeden ilerleyebilir.

Sorun çıktığında yine AI’dan destek alınması, durumu daha da karmaşık hale getirir. Kod çalışır, testler geçer; ancak sistem giderek kimsenin tam olarak sahiplenmediği bir yapıya dönüşür. Bu da uzun vadede sürdürülebilirliği ciddi biçimde zedeler.

Bu nedenle kritik alanlarda temel ilke şudur:

AI hızlandırır; ancak sahiplik insanda kalmalıdır.

Bilgi Bolluğu, Anlam Kıtlığı

Yapay zekâ ile birlikte proje yönetiminde içerik üretimi adeta patlama yaşamıştır. Otomatik task’lar, sürekli güncellenen raporlar, toplantı özetleri ve dashboard’lar kısa sürede yönetilemez hale gelebilir.

Belirli bir noktadan sonra yaşanan şey şudur:

  • önemli bilgi, önemsiz bilgi içinde kaybolur,
  • paydaşlar “seçici körlük” geliştirir,
  • kritik riskler fark edilmeden geçilir.

Bu nedenle AI çağında proje yönetimi, daha fazla bilgi üretmekten çok; bilgiyi filtrelemek ve anlamlandırmak işine dönüşmüştür.

Sonuç: Daha İyi Plan Değil, Daha İyi Belirsizlik Yönetimi

Yapay zekâ, ERP ve CRM projelerini kolaylaştırmadı.
Onları daha karmaşık, ama aynı zamanda daha yüksek potansiyel barındıran yapılar haline getirdi. Teknik üretim hızlanırken, proje başarısını belirleyen asıl unsur —stratejik karar alma, sahiplenme ve yönetişim— hiç olmadığı kadar kritik bir noktaya taşındı.

Yapay zekâ kod yazmayı, analiz üretmeyi ve dokümantasyonu ne kadar hızlandırırsa hızlandırsın; bir projenin gerçek teslim (delivery) başarısı hâlâ insan faktörüne bağlıdır. Son yıllarda değişen çalışma düzeni, uzaktan çalışma alışkanlıkları ve işin hayattaki konumuna dair algı; projelere duyulan sorumluluk bilincini ve sahiplenme duygusunu zayıflatmıştır.

AI işin %60’ını halledebilir.
Ancak kalan %40’lık bölüm —karar alma, önceliklendirme, müzakere, sahiplenme ve gerektiğinde ekstra efor koyma— eksik kaldığında, süreler yine sapmakta, beklentiler yine karşılanamamaktadır.

Bu nedenle AI çağında başarılı proje yönetimi, teknolojiyi merkeze koymakla değil; AI’ın hızını, disiplinli bir çalışma kültürü ve yeni nesil bir esneklik anlayışıyla sentezleyebilmekle mümkündür. Ne yalnızca “eski usul” katı planlama, ne de “AI nasıl olsa çözer” rahatlığı bu projeleri taşımaya yetmektedir.

Bugün proje yönetiminde kritik olan:

  • Sabit takvimler değil,
  • Sabit ve net karar noktaları,
  • Kapsamı dondurmak değil, kapsamı bilinçli şekilde yönetebilmektir.

Yıllardır ERP ve CRM projeleri içinde olan biri olarak şunu net söyleyebilirim:
Yapay zekâ projeleri hızlandırabilir; ancak projeleri ayakta tutan hâlâ doğru yönetimdir.

AI çağında fark yaratan ekipler, en hızlı kod yazanlar değil; belirsizliği en iyi yönetenler,
kararlarını zamanında alabilenler ve insan sorumluluğunu teknolojinin arkasına aklamayanlardır.

www.fatihdemirci.net

#ERP # CRM # AI #PM

 
Comment are closed.