Üniversite sınavına hazırlanan Kübra’ya ve onu büyütürken içimizden geçenlere dair bir baba yazısı
Haftaya biricik kızım, ilk göz ağrım Kübra üniversite sınavına girecek.
Bunu yazarken bile insanın içinden birçok duygu aynı anda geçiyor. Bir sınavdan bahsediyoruz elbette ama aslında sadece bir sınav değil bu. Bir dönemin kapanıp başka bir dönemin açılması gibi. Çocuklukla gençlik arasındaki o uzun yolun önemli bir eşiği. Belki de bir baba için, kızının artık kendi hayatına doğru daha belirgin adımlar atmaya başladığını hissettiği zamanlardan biri.
Kübra artık liseden mezun olan bir genç kız.
Daha dün gibi çocukluğunu hatırlarken bugün üniversite sınavına hazırlanıyor olması bana zamanın ne kadar hızlı geçtiğini bir kez daha gösteriyor. İnsan günlük hayatın içinde bunu çok fark etmiyor. Okul, dersler, işler, koşuşturmalar, küçük telaşlar derken yıllar sessizce geçiyor. Sonra bir gün kızının üniversite sınavına gireceğini fark ediyorsun ve zaman bir anda bütün ağırlığıyla kendini hissettiriyor.
Kübra’nın kendine has bir dünyası var. Hayata bakışı, olayları kavrayışı, insanları ve duyguları anlama biçimi hep kendine özgü oldu. Hafızası kuvvetli, genel anlayışı güçlü, çevresinde olup bitenleri çoğu zaman dikkatle izleyen bir tarafı var. Bazen çok konuşmadan da birçok şeyi fark ettiğini hissediyorum.
Bu da bana şunu hatırlatıyor: Her çocuk kendi mizacıyla, kendi kabiliyetiyle, kendi rengiyle geliyor dünyaya.
Anne baba olarak biz çoğu zaman çocuklarımızı bildiğimiz yollara göre hazırlamaya çalışıyoruz. Kendi tecrübelerimizden, kendi doğrularımızdan, kendi güçlü yanlarımızdan hareket ediyoruz. Ama bir noktadan sonra anlıyorsun ki çocukların senin devamın olsa da senin aynın değil. Onların kendi karakteri, kendi yolu, kendi kalbi, kendi kabiliyetleri var.
Kübra’nın yolculuğuna bakarken sadece sınav başarısı üzerinden düşünmek bana eksik geliyor. Elbette sınav önemli. Elbette güzel bir sonuç almasını, emeklerinin karşılığını görmesini, gönlüne uygun bir kapı açılmasını istiyorum. Ama onun bu süreçte gösterdiği gayret, sorumluluk duygusu ve kendi mücadelesi benim için en az sonuç kadar kıymetli.
Çalıştı. Elinden geleni yaptı.
Bazen yoruldu, bazen sıkıldı, bazen kaygılandı. Bir sene boyunca sınav psikolojisinin içinde yaşamak kolay değil. Hele bu yaşta, önünde birçok ihtimal varken, herkesin bir şey söylediği, herkesin bir beklenti taşıdığı bir dönemde sakin kalmak hiç kolay değil. Ama ben onun gayretini gördüm. Kendi kapasitesiyle, kendi karakteriyle, kendi mücadelesini verdi.
Bu süreçte evin içindeki emek de sadece Kübra’nın çalışmasından ibaret değildi. Sınav dönemleri aslında bütün aileyi içine alan dönemler oluyor. Dersler, denemeler, eksikler, moral iniş çıkışları, küçük kaygılar, bazen sessiz bekleyişler, bazen de hiç belli etmeden edilen dualar…
Bu noktada annesinin emeği çok büyük.
Ben çoğu zaman duygularımı içimde yaşayan, biraz daha sakin görünmeye çalışan, bazen de “hayırlısı olsun” diyerek meseleyi genişten alan tarafta kalıyorum. Ama annesi bu sürecin günlük takibini, düzenini ve yükünü çok daha yakından taşıdı. Dersleri, programları, yorgunlukları, moral durumları, eksikleri… Bunların hepsiyle yakından ilgilendi. Benden daha disiplinli, daha düzenli ve çoğu zaman daha takipçiydi.
Kübra’nın bu sınav yolculuğunda annesinin izi çok büyük. Bazen uyardı, bazen toparladı, bazen moral verdi, bazen sadece yanında durdu. Onun heyecanını kendi heyecanı gibi yaşadı. Yorulduğunda yoruldu, sevindiğinde sevindi, kaygılandığında onunla birlikte kaygılandı. Evin içinde görünmeyen ama her gün hissedilen bir emek vardı.
Ben bugün Kübra’nın büyüdüğünü, kendi yoluna doğru yürüdüğünü düşünürken sadece bir baba olarak kendi duygularımı değil, annesiyle birlikte bugüne kadar ona ne verebildiğimizi de düşünüyorum. Belki benim daha sakin tarafımın yanında, annesinin daha disiplinli ve daha yakından ilgilenen hali bu sürecin dengesini kurdu.
Şimdi artık sonuç ne olursa olsun, benim içimde en çok kalan şey bu gayret ve bu emek olacak.
Çünkü sınavlar hayatın önemli duraklarıdır ama insanı sadece sınav sonuçları anlatmaz. İnsanı emekleri, niyetleri, karakteri, zorlandığında nasıl davrandığı, düştüğünde nasıl kalktığı, kendi yolunu ararken ne kadar samimi olduğu anlatır.
Kübra için içimden geçen en büyük dua, sadece güzel bir üniversite kazanması değil. Elbette hayırlı ve güzel bir sonuç alsın isterim. Emeklerinin karşılığını görsün isterim. Gönlüne uygun, kabiliyetlerini geliştirebileceği, mutlu olacağı bir kapı açılsın isterim.
Ama daha da önemlisi, kendini tanıyacağı, kendi değerini bileceği, hayatın içinde sağlam durabileceği bir yol bulsun isterim.
Bir baba olarak insanın içinde garip bir duygu oluşuyor bu dönemlerde. Küçükken çocuklarının hayatında etkin çok daha fazladır. Nereye gidecekleri, ne yapacakları, neyi nasıl öğrenecekleri, hangi yoldan geçecekleri konusunda daha çok yanında olursun. Elinden tutarsın. Gerekirse yön verirsin. Bazen korursun, bazen anlatırsın, bazen uyarırsın.
Ama çocuklar büyüdükçe anne babanın etkisi yavaş yavaş şekil değiştiriyor.
Artık daha çok geride durmayı öğreniyorsun. Daha çok güvenmeyi, daha çok dua etmeyi, daha çok izlemeyi öğreniyorsun. Onların yerine karar veremeyeceğini, onların yerine yürüyemeyeceğini, onların yerine hayatı yaşayamayacağını daha iyi anlıyorsun.
Kübra da şimdi böyle bir döneme geliyor.
Artık kendi yolunu daha çok kendisinin çizeceği zamanlar başlıyor. Bizim etkimizin azalacağı, onun kendi tercihlerinin, kendi kararlarının, kendi sorumluluklarının artacağı bir dönem. Bu düşünce bir yandan gurur verici, bir yandan da insanın içine hafif bir hüzün bırakıyor.
Çünkü anne baba olmak biraz da bu galiba.
Yıllarca hazırlamaya çalıştığın çocuğunun bir gün kendi yoluna çıkacağını bilmek. Ona doğruyu, yanlışı, emeği, sabrı, merhameti, sorumluluğu anlatmaya çalışmak. Sonra bir noktada geriye çekilip “İnşallah iyi hazırlayabilmişizdir” diye dua etmek.
Ben de bugünlerde en çok bunu düşünüyorum.
Acaba Kübra’yı hayata yeterince hazırlayabildik mi? Zorluklar karşısında güçlü durabilmesi için ona yeterince destek olabildik mi? Kendi değerini bilmesi, kendine güvenmesi, ama aynı zamanda tevazusunu kaybetmemesi için ona iyi örnek olabildik mi? Hayatın sadece başarıdan ibaret olmadığını, insan kalmanın, iyi kalmanın, emek vermenin daha kıymetli olduğunu yeterince anlatabildik mi?
Bunların kesin cevabını insan hemen bilemiyor.
Ama şunu biliyorum: Kübra’nın güzel bir kalbi var. Anlayışı güçlü, kendine has bir dünyası var. Bazen kendi yolunu bulması zaman alabilir. Bazen bizim düşündüğümüzden farklı tercihler yapabilir. Ama ben onun içinde taşıdığı iyiliğe, zarafete ve kabiliyete inanıyorum.
Haftaya sınava girdiğinde biz yine anne baba olarak heyecanlanacağız.
Belki dışarıdan sakin görünmeye çalışacağız ama içimizde dualar olacak. Sınav salonunda onun yerine oturamayız. Soruları onun yerine çözemeyiz. Kaygısını tamamen alamayız. Ama ona güvenebiliriz. Onun emeğine şahit olduğumuzu söyleyebiliriz. Sonuç ne olursa olsun yanında olduğumuzu hissettirebiliriz.
Kübra’m,
Bu yazı sana bir hatıra olarak kalsın istiyorum.
Üniversite sınavına gireceğin bu günlerde sadece sınavını değil, büyüdüğünü de görüyorum. Çocukluğundan genç kızlığına uzanan yolun birçok anı gözümün önünden geçiyor. Senin kendine has bakışını, bazen sessizliğini, bazen heyecanını, bazen de kendi içinde verdiğin mücadeleleri düşünüyorum.
Ben senin gayretini gördüm.
Annenin emeğini, ilgisini ve duasını da gördüm.
Elinden geleni yaptığını biliyoruz. Bundan sonrası için duamız, hakkında hayırlı olan kapıların açılması. Kendini gerçekleştirebileceğin, mutlu olacağın, iyi insanlarla karşılaşacağın, kalbinin güzelliğini koruyacağın bir hayatın olması.
Sonuçlar gelir, tercihler yapılır, yollar zamanla şekillenir. Belki bugün çok büyük görünen bazı şeyler yıllar sonra hayatın sadece bir durağı olarak kalır. Ama insanın yanında kalan asıl şey, ailesinin duası, kendi emeği ve iç huzurudur.
İnşallah sen de hayatın boyunca “Ben elimden geleni yaptım” diyebileceğin yollar yürürsün.
Yolun açık olsun kızım.
Biz bugüne kadar seni hayata hazırlamaya çalıştık. Bundan sonra sen kendi yolunu çizerken biz biraz daha geriden, ama aynı sevgiyle, aynı duayla ve aynı güvenle yanında olacağız.











