Archive for Aralık, 2025

ERP ve CRM’de Yeni Nesil Mimari: Sağlam Kayıt Altyapısından “Akıllı Muhakeme”ye

Kurumsal sistemler her zaman iki temel sütun üzerinde yükseldi: Güvenilir veri kaydı ve bu veriyi işleyen algoritmalar. Ancak bugün, bu sistemler artık sadece “arşiv” ve “formül” ikilisinden ibaret değil.
Peki, “Geleneksel Yapı” ile “AI Destekli Sistem” arasında nasıl bir harman var?

System of Record (Temel Katman): ERP ve CRM’iniz yine sizin en güvenilir hafızanız. Veriyi toplar, saklar ve doğruluğunu garanti eder. Bu “sağlam zemin” olmadan AI zaten çalışamaz.

Statik Algoritmalardan Dinamik Muhakemeye: Eskiden sistemleriniz geçmiş veriye bakıp belirlediğiniz statik matematiksel formüllere (Moving Average vb.) göre tahmin yapardı. Bugün ise AI, bu sağlam veri altyapısını kullanarak “muhakeme” yapıyor.

Dönüşümün Özü: Raporu Sadece Üreten Değil, Yorumlayan Sistemler
Artık raporu sadece önünüze koyan bir veritabanınız yok; o raporu sizin için okuyup aksiyon öneren bir iş ortağınız var: CRM’de: Sadece satış olasılığını “hesaplamıyor”; müşteriyle yapılan e-postaların tonundan ve etkileşim sıklığından gerçek niyeti sezip strateji fısıldıyor.

ERP’de: Sadece stok seviyesi uyarısı vermiyor; global lojistik trendlerini ve üretim darboğazlarını veritabanındaki kayıtlarla harmanlayıp tedarik zincirini otonom olarak optimize ediyor.

Özetle: ERP ve CRM sistemlerimiz, sağlam bir “kayıt sistemi” olma özelliğini korurken; veriyi yorumlama ve aksiyon alma yeteneğiyle proaktif bir “beyne” dönüşüyor.

Yazılımınız sadece “dün ne olduğunu” kaydeden bir defter mi, yoksa veriyi yorumlayıp size yol gösteren bir rehber mi?

#DigitalTransformation #AI #ERP #CRM #SystemOfIntelligence #Dynamics365 #TechnologyLeadership #BusinessIntelligence

Agentic AI: ERP ve CRM Dünyasının Büyük Röntgeni

Birçok kurumla Agentic AI (Yapay Zeka Ajanları) üzerine konuşmaya başladığımızda niyet hep aynı: “Hadi, kendi kendine karar veren ajanlar kurgulayalım.” “Bu süreçleri otonom hale getirelim.” “AI bizim rekabet avantajımız olsun.”
Görünen kısımda her şey kusursuz. Ama buzdağının suyun altında kalan kısmına indiğimizde gerçekle yüzleşiyoruz.
Agentic AI projelerini yavaşlatan şey modellerin kapasitesi değil; yıllardır halı altına süpürülen, “yarın hallederiz” denilen teknik borçlardır:

Parçalanmış Veri Yapısı: ERP ve CRM’de başka, diğer uygulamalarda başka konuşan, birbiriyle küs veri setleri.
“Varmış Gibi” Yapan API’lar: Dokümantasyonu olmayan, ölçeklenemeyen, AI’ın çağırdığında cevap veremeyen entegrasyonlar.
Gizli İş Mantığı: Kodların içine gömülmüş, kimsenin nedenini hatırlamadığı ama sistemi ayakta tutan o “legacy” bağımlılıklar.
Yönetişim ve Güvenlik: AI’ın kurumsal veriye dokunmadan önce geçmesi gereken KVKK, GDPR ve siber güvenlik barikatları.

Gerçek şu: Agentic AI, sisteminizin üzerine konan şık bir şapka değildir. O, sisteminizin her katmanında yürür ve ertelediğiniz her sorunu yüzünüze çarpar.

AI Hızına, Statik Sistemlerle Yetişemezsiniz

Yapay Zeka dinamik ve öğrenen bir yapı; ancak onu esnek olmayan, güncellenmeyen ve katı kurallarla örülmüş “hantal” bir ERP/CRM sistemine entegre etmek, Formula 1 motorunu kağnıya takmaya benzer.

Eğer veriniz kirliyse veya süreçleriniz sadece “kağıt üzerinde” yaşıyorsa; AI bu hatayı saniyeler içinde analiz eder. Sonuç? Manuel sistemde günler sürecek bir hatanın, AI eliyle saniyeler içinde tüm organizasyona yayıldığı bir “dijital kaos.”

Gerçek dönüşüm, dünyanın en iyi AI modelini seçmekle değil; o modelin üzerinde yürüyeceği otoyolu (ERP/CRM mimarisini) esnek ve canlı hale getirmekle başlar.

İyi haber mi? AI stratejisi size yönü verir; ama entegrasyon, yönetişim ve temiz bir veri mimarisi sonucu belirler. Suyun altındaki katmanları güçlendirdiğiniz her adım, AI’ı daha az “kırılgan”, daha fazla “güvenilir” kılar.
Buzdağının altını görmezden gelmeyi bırakıp, ona saygı duyduğumuzda AI dönüşümü başlar.

Sizin “su altı” hazırlıklarınız ne durumda? AI ajanlarınız sisteminizde yürümeye başladığında neyle karşılaşacaklar?

#AgenticAI #ERP #CRM #DigitalTransformation #Dynamics365 #PowerPlatform #DataGovernance #TechnologyLeadership

AI Bir Verimlilik Projesidir. Ama Kimin ve Neyin Verimliliği?

Yapay zekâ bugün inanılmaz bir hızla hayatımıza giriyor. Verimliliği artırıyor, karar süreçlerini hızlandırıyor, işleri dönüştürüyor. Bu kısmı artık hepimiz biliyoruz. Ama son dönemde çok önemli bir soru daha yüksek sesle sorulmaya başladı: Bu verimliliğin bedelini kim ödüyor?
Büyük dil modelleri, görüntü işleme sistemleri ve otonom çözümler; GPU’lar, veri merkezleri, enerji, su ve nadir elementler üzerine kurulu. Bu gerçek görmezden gelinemez. Burada bence kritik ayrım şu: Yapay zekâ bir amaç değil, bir araçtır. Ve her güçlü araç gibi, yanlış kullanıldığında yeni krizler üretir. Ancak çözüm; “AI yarışını durduralım” ya da “LLM’ler bitsin” demek değil. Çözüm, amaçsız zekâdan, bağlamlı ve sorumlu zekâya geçmek. Her probleme en büyük modeli koymak zorunda değiliz. Her süreci sonsuz hesap gücüyle çözmek zorunda değiliz.
Önümüzdeki dönemde asıl rekabet şurada olacak:
– En büyük AI kimde? ❌
– En hızlı GPU kimde? ❌
Yerine:
– En doğru problemi çözen AI kimde? ✅
– En az kaynakla en yüksek faydayı kim üretiyor? ✅
Yani “akıllı AI” değil, verimli ve sorumlu AI kazanacak. Regülasyonlar da bu yüzden bir fren değil; doğru yöne konulmuş bir direksiyon olmalı. AI insanlık için bir verimlilik projesiyse, bu verimliliği sadece zaman ve para üzerinden değil, dünya kaynakları üzerinden de ölçmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Asıl soru şu: Daha büyük yapay zekâ mı inşa edeceğiz, yoksa daha bilinçli yapay zekâ mı?

AI, Low-Code’u Öldürüyor mu, Yoksa Onu Gerçek Amacına mı Kavuşturuyor?

AI, Low-Code’u Öldürüyor mu, Yoksa Onu Gerçek Amacına mı Kavuşturuyor?

Son günlerde çok sık soruluyor: “Pro-Code bu kadar kolaylaşmışken, Low-Code/No-Code yatırımı yapmak ölü yatırım mı?”
20 yıllık kurumsal sistem tecrübem bana şunu söylüyor: Mesele hiçbir zaman ‘kod yazmak’ değildi. Mesele, o kodu kurumsal bir disiplin içinde ‘yaşatabilmekti’.
İşte AI’ın kod yazma gücüne rağmen Low-Code’un hayati kalmasının 3 sebebi:

1. Kod vs. Bağlam (Context): AI size boilerplate kodu saniyeler içinde verir. Ancak o kodun kurum içindeki yetki matrisine, güvenlik protokollerine ve iş akışına uyumunu (Context) sağlayan şey Low-Code platformunun hazır mimarisidir. AI “nasıl” yazılacağını bilir, Low-Code ise “neden ve hangi kuralla” çalışacağını.
2. Hız vs. Sürdürülebilirlik (Sustainability): AI ile prototip üretmek artık saatler sürüyor. Ama kurumsal dünyada ‘hız’ tek başına bir değer değildir. Asıl soru şu: “Bu çözümü 2 yıl sonra kim ayakta tutacak?” Low-Code, kodun yaşam döngüsünü (Lifecycle) standartlaştırarak “kişiye bağımlı kod” riskini ortadan kaldırır.
3. Kaostan Orkestrasyona: AI kod üretimini demokratikleştirirken, beraberinde büyük bir denetim riski getiriyor. Low-Code artık sadece bir uygulama geliştirme aracı değil; AI tarafından üretilen yeteneklerin, agent’ların ve akışların yönetildiği bir **”Kurumsal Kontrol Katmanı”**dır.

Özetle: AI kodu hızlandırır, Low-Code ise o kodun kurumsal bir sistem içinde “aklı başında” çalışmasını sağlar. Kazananlar; sadece en hızlı kod yazanlar değil, AI ile üretilen hızı, Low-Code ile kontrol altında tutabilenler olacak.
Sizce AI, kurumsal yazılım projelerindeki “bakım ve idame” maliyetlerini gerçekten düşürecek mi, yoksa yönetilemeyen bir kod yığını mı yaratacak?

Yapay Zeka Bir Orkestra Şefi mi Yoksa Başıboş Bir Dahi mi?

Bugün iş dünyasında en büyük çekincelerden biri şu: “Yapay zekaya (Agent) güvenebilir miyim? Ya halüsinasyon görürse? Ya hata yaparsa?”
Bir yanda %100 tahmin edilebilir ama esnekliği sıfır olan Geleneksel Otomasyon, diğer yanda muazzam bir muhakeme yeteneğine sahip ama hata payı barındıran AI Agent’lar var.

Peki, kurumsal dünya bu iki kutup arasında nerede durmalı? tecrübem bana şunu söylüyor: Gelecek ne sadece otomasyonda ne de sadece saf yapay zekada. Gelecek, bu ikisinin birleştiği “Agentic Workflow” mimarisinde.
Nasıl mı? İşte kurumsal gerçekliğin yeni formülü:

1. Muhakeme AI’dan (Olasılıksal): Yapay zeka, belirsizliği yönetir. “Müşteri iade istiyor, geçmiş alışverişlerine ve niyetine göre haklı mı?” sorusuna yanıt arar. Yani karar mekanizmasında “akıl” yürütür.

2. İcra Otomasyondan (Belirlenimci): Karar verildikten sonra halüsinasyona yer yoktur. Karar onaylandığı an, ERP’de iade kaydının açılması, stoktan düşülmesi ve ödemenin tetiklenmesi klasik otomasyon (API/ERP) ile yapılır. Burada kurallar katıdır, hata payı sıfırdır.

3. Korkuluklar (Guardrails): Agent’ları serbest bırakmıyoruz. AI’nın verdiği kararlar, kurumsal “korkuluklar” (policy) tarafından denetlenir. Eğer AI, yetkisi dışına çıkan bir öneri sunarsa, sistem “dur” der.

Özetle: Yapay zeka düşünecek, otomasyon ise yapacak.
Bir orkestra düşünün; AI o orkestranın şefidir, belirsizliği ve duyguyu yönetir. Otomasyon ise notalara kusursuz basan müzisyenlerdir. Şef notayı yanlış okusa bile, müzisyenlerin elindeki partisyon (şirket kurallarınız ve ERP’niz) felaketi önler.
Sizce kurumsal süreçlerinizde “karar verme” yetkisini AI’ya devretmeye ne kadar hazırsınız? “Human-in-the-loop” (insan onayı) nerede bitmeli, otonomi nerede başlamalı?

#AI #Automation #AgenticWorkflow #DigitalTransformation #TechnologyLeadership #ERP #BusinessLogic #CMR #Copilot

Microsoft Ignite 2025: A New Era Begins

From Copilot-Driven Employees to Agent-Powered Business Processes – The Rise of the Digital Workforce**

While watching Microsoft Ignite 2025, one sentence kept echoing in my mind:

Every employee will have a Copilot.
Every business process will be supported by an Agent.

For me, this was the clearest and most transformative message of the entire event.

Copilot has already become a daily digital assistant for millions of workers—helping with emails, documents, and analytics. But with Ignite 2025, the story expanded dramatically:

Agents stepped onto the stage, introducing a new category of digital labor that understands business processes, takes action, and drives operations.

  • Copilot → empowers the individual
  • Agent → empowers the process

And together they form a new model:
The Digital Workforce.

In this article, I summarize this new post-Ignite era from my own perspective—spanning ERP, software development, partner opportunities, and organizational transformation.

Read more

Microsoft Ignite 2025 Sonrası Yeni Dönem: Copilot’tan Agentic ERP’ye Dijital İş Gücünün Yükselişi

Copilot’lu Çalışanlardan Ajan Destekli İş Süreçlerine – Dijital İş Gücünün Yükselişi

Bu yılki Microsoft Ignite’ı izlerken kafamda netleşen tek bir cümle vardı:

Her çalışanın bir Copilot’u olacak, her iş süreci bir Agent tarafından desteklenecek.

Bence Ignite 2025’i özetleyen en kritik mesaj buydu.

Copilot, artık neredeyse her çalışanın günlük hayatına girmiş bir dijital asistan. Mail yazarken, doküman hazırlarken, rapor yorumlarken yanımızda. Ama Ignite 2025 ile birlikte tablo genişledi:
Agent kavramı sahneye çıktı ve iş süreçlerinin kendisini üstlenen yeni bir dijital iş gücü tanımlandı.

  • Copilot → çalışanı güçlendiriyor
  • Agent → iş sürecini güçlendiriyor

Ve ortaya yeni bir yapı çıkıyor: Dijital İş Gücü (Digital Workforce).

Bu yazıda, Ignite 2025 sonrası bu yeni dönemi; ERP’den yazılım geliştirmeye, partner ekosisteminden organizasyon yapısına kadar kendi gözümden özetlemeye çalıştım.

1. Copilot + Agent: Yeni Dijital Organizasyon Modeli

Bugüne kadar Copilot’u, işleri hızlandıran bir “yardımcı” olarak konumlandırıyorduk. Ignite sonrasında gördüğümüz şey şu:

  • Copilot, tekil kullanıcının yanında.
  • Agent, süreçlerin ve iş akışlarının içinde.

Ajanlar artık:

  • veriyi topluyor,
  • iş kurallarını uyguluyor,
  • aksiyonları planlıyor,
  • gerektiğinde insana danışıyor,
  • süreci uçtan uca yürütüp raporluyor.

Bütün bunların arkasında da Agent 365 gibi yeni platformlar var. Agent 365, şirketlere “ajanlarını tanımlama, yetkilendirme, izleme ve yönetme” imkânı veriyor. Yani ajan, soyut bir kavram değil; tıpkı bir çalışan gibi kimliği, görev tanımı, yetkileri olan, yönetilen bir varlık.

Read more