Nashville’de On Gün: Community Summit, X++, Yapay Zekâ ve Biraz Amerika
Bazı seyahatlerden dönerken aklınızda gezdiğiniz yerler, bazılarında tanıştığınız insanlar, bazılarında ise öğrendikleriniz kalıyor. Bu Amerika yolculuğunda bunların hepsi bir araya geldi.
Community Summit North America 2026’ya katılmak ve bir buçuk saatlik bir sunum yapmak için gittiğim Nashville’de oldukça dolu günler geçirdim. Oturumlara katıldım, birçok firma ve sektör profesyoneliyle tanıştım, Microsoft iş uygulamaları ekosisteminin Amerika’daki büyüklüğünü yakından gördüm. Etkinlik sonrasında da Nashville ve çevresini gezme, biraz şehir hayatını, biraz da Amerika’nın büyük şehirlerin dışında kalan yüzünü tanıma fırsatım oldu.
Bu yazıda teknik detaylardan biraz uzaklaşıp yolculuktan aklımda kalanları paylaşmak istiyorum. Tabii araya X++, yapay zekâ ve birkaç sektör gözlemi de girecek. Meslek hastalığı diyelim.
Community Summit’te bir araya geldiğimiz arkadaşlarla.
Elif Item Hanım’a organizasyon ve fotoğraf için ayrıca teşekkürler. Kendisiyle karşılaşmak ve sohbet etmek çok güzeldi.
İstanbul’dan Chicago’ya, oradan Nashville’e
Yolculuğum İstanbul’dan Chicago’ya uçuşla başladı. Uzun bir uçuşun ardından Amerika’ya giriş ve sonrasında Nashville’e geçiş… Böyle yolculuklarda saat farkı, havaalanları ve aktarmalar derken günün hangi saatinde olduğunuzu bir noktadan sonra biraz kaybediyorsunuz.
Chicago bu seyahatte benim için ağırlıklı olarak bir aktarma noktasıydı. Asıl hedef, Tennessee eyaletindeki Nashville’di.
Bir etkinliğe giderken her zaman benzer bir heyecan oluyor: Kimlerle karşılaşacağız, hangi konular konuşulacak, sunum nasıl geçecek? Bu defa bunlara Amerika’daki topluluğu daha yakından tanıma merakı da eklenmişti.
İstanbul’dan Nashville’e uzanan yolculuktan.
Nashville: Müziğin şehrin içine karıştığı yer
Nashville denince country müzikten bahsetmeden geçmek mümkün değil. Şehirde müzik, akşam gidilen bir etkinliğin ötesinde, günlük hayatın bir parçası gibi.
Bunu en çok Broadway’de hissediyorsunuz. Yan yana sıralanmış canlı müzik mekânları, farklı kapılardan sokağa yayılan sesler, neon tabelalar ve kalabalık… Birkaç adım yürüdüğünüzde duyduğunuz müzik değişiyor. Özellikle Lower Broadway bölgesi, şehrin bu canlı müzik kültürünün merkezlerinden biri.
Country müzikle çok yakından ilgilenmeseniz bile ortamın içine girmek kolay. Müzisyenlerin performansı, insanların müzikle kurduğu ilişki ve sokaktaki hareketlilik şehre kendine özgü bir karakter veriyor.
Gündüz konferansta teknoloji konuşup akşam Broadway’de canlı müzik dinlemek de seyahatin güzel taraflarından biriydi.
Broadway’den bir görünüm.
Gaylord Opryland: İçinde ayrı bir dünya var
Etkinlik, Gaylord Opryland Resort & Convention Center’da düzenlendi. Burasının büyüklüğünü fotoğraflarla anlatmak biraz zor.
Bir otel ve konferans merkezinden beklediğinizin çok ötesinde bir yapı var. Cam tavanların altında geniş bahçeler, yürüyüş yolları, su alanları, şelaleler, restoranlar ve farklı bölümler… Kapalı bir yapının içindesiniz ama bazı noktalarda açık havada dolaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. Tesisin yaklaşık dokuz acre, yani 36 bin metrekarelik kapalı bahçe ve atrium alanı bulunuyor.
Konferans salonları, fuar alanı ve otelin farklı bölümleri birleşince ortaya gerçekten büyük bir kompleks çıkıyor. Böyle bir etkinliğin neden burada yapıldığını, içeride biraz dolaşınca anlıyorsunuz.
Benim için mekânın kendisi de gezinin görülmeye değer duraklarından biri oldu.
Gaylord Opryland’in cam tavanlı iç bahçeleri.
Community Summit ve ekosistemin ölçeği
Community Summit boyunca beni en çok etkileyen konulardan biri, Microsoft iş uygulamaları ekosisteminin Amerika’daki büyüklüğü oldu.
Altı bine yakın katılımcı, yüzlerce firmanın standı, aynı anda devam eden oturumlar ve sürekli yeni insanlarla karşılaşma fırsatı… Dynamics 365, mevcut Dynamics ürünleri, Power Platform, raporlama, entegrasyon, sektör çözümleri ve elbette yapay zekâ etrafında oldukça geniş bir dünya var.
Özellikle standları gezerken bu hacmi daha iyi hissediyorsunuz. Bazen oldukça dar bir ihtiyaca odaklanmış bir ürünle karşılaşıyorsunuz. O ürünün etrafında kurulmuş bir ekip, müşteri kitlesi ve yıllardır devam eden bir iş modeli olduğunu görüyorsunuz.
Bizim bazen proje içinde bir geliştirme olarak ele aldığımız ihtiyaçların, burada bağımsız ürünlere ve şirketlere dönüşmüş olması dikkat çekiciydi. Pazarın büyüklüğü, belirli bir konuda derinleşmeyi ve o alanda ürün geliştirmeyi destekliyor.
DMR’de yaptığımız işleri ve üzerinde düşündüğümüz ürün fikirlerini de bu gözle tekrar değerlendirdim. Teknik olarak neler yapabildiğimiz kadar, bunları nasıl ürünleştirdiğimiz ve daha geniş bir pazara nasıl sunduğumuz da önemli.
Community Summit’ten etkinlik ve fuar alanı görüntüleri.
Bazı konularda biz daha ilerideyiz
Bu büyüklüğü görmek etkileyiciydi. Ancak konuşmalar sırasında dikkatimi çeken başka bir nokta da bazı iş süreçlerinde Türkiye’de oldukça ileri bir noktada olmamızdı.
Özellikle fatura, belge üretimi ve dokümanların iş süreçleri içinde dolaşması gibi konularda, görüştüğüm bazı firmalarda hâlâ beklediğimden daha fazla manuel işlem vardı. Bizim artık standart kabul ettiğimiz bazı uygulamalar, orada hâlâ çözülmesi gereken önemli bir ihtiyaç olabiliyor.
Türkiye’de e-Fatura ve e-Arşiv gibi uygulamalarla yıllardır çalışıyoruz. Bu süreçlerin zaman zaman zorluklarından bahsediyoruz ama bize kazandırdığı birikimi, başka pazarlardaki uygulamaları görünce daha iyi anlıyorsunuz.
Elbette birkaç görüşmeden bütün Amerika için bir sonuç çıkarmak doğru olmaz. Yine de benim açımdan değerli bir hatırlatmaydı: Kendi deneyimimizi küçümsememek gerekiyor. Türkiye’de çözdüğümüz bazı problemler, başka ülkelerde hâlâ ciddi bir uzmanlık ve ürün fırsatı taşıyor.
Bir buçuk saatlik X++ sunumu ve yapay zekâ demoları
Seyahatin benim açımdan en önemli bölümlerinden biri, “Deep Dive into Dynamics 365 FO Development” başlıklı sunumdu.
Bir buçuk saat boyunca Dynamics 365 Finance & Operations geliştirme üzerine konuştuk. Gerçek projelerde karşılaştığımız konular, geliştirme yaklaşımı, mimari, performans ve sürdürülebilirlik gibi başlıkları ele aldık.
Sunumda özellikle yapay zekâ kullanımıyla ilgili yaptığım demoların çok ilgi görmesi beni mutlu etti.
Son dönemde X++ geliştirme süreçlerinde yapay zekâyı nasıl kullanabileceğimiz üzerine birçok deneme yapıyorum. Bunları hazırlarken kendi çalışma ortamınızda faydasını görüyorsunuz. Ancak farklı ülkelerden geliştiricilerin karşısında gösterip onların tepkilerini görmek ayrı bir deneyim.
Katılımcıların ilgisi bana, bu konuda gerçek örneklere duyulan ihtiyacı tekrar gösterdi. Yapay zekânın neler yapabileceğini konuşmak kolay; günlük geliştirme işinin içinde nasıl kullanılacağını göstermek ise konuyu çok daha somut hâle getiriyor.
Benim için de bu ilgi, yaptığım denemeleri daha düzenli paylaşmak adına güzel bir motivasyon oldu. Üzerinde çalıştığımız konuların dünyanın başka yerlerindeki geliştiricilerin de gündeminde olduğunu görmek değerliydi.
Summit oturumlarından bir kare.
MVP topluluğunun içinde olmak
Etkinlikte beni mutlu eden bir başka konu da MVP topluluğunun gördüğü değerdi.
MVP kimliğinin arkasındaki bilgi paylaşımına ve topluluğa katkıya saygı duyulduğunu hissediyorsunuz. İnsanlar deneyiminizi dinlemek, belirli bir konuda fikrinizi almak veya kendi yaşadığı bir problemi konuşmak için yanınıza geliyor.
Uzun zamandır takip ettiğiniz insanlarla yüz yüze görüşmek, yeni MVP’lerle tanışmak ve benzer konularla uğraşan kişilerle sohbet etmek de bu etkinliklerin en güzel taraflarından biri.
Yıllardır yazı yazmanın, eğitim vermenin ve öğrendiklerini paylaşmanın böyle bir ortamda karşılığını görmek insana iyi geliyor. Türkiye’den bu topluluğun içinde yer almak ve kendi deneyimlerimizi aktarmak da benim için ayrıca kıymetliydi.
Etkinlik boyunca dostlarla ve topluluk üyeleriyle bir arada.
Oturumlar bitince sohbetler devam ediyor
Summit’in önemli bir kısmı da akşam etkinlikleriydi. Gün içinde kısa kısa görüştüğünüz insanlarla akşam daha uzun sohbet etme fırsatı buluyorsunuz.
Bu sohbetlerde bazen teknik bir konu açılıyor, bazen şirketlerin nasıl çalıştığını konuşuyorsunuz, bazen de konu tamamen günlük hayata geliyor. İnsanları tanımak ve daha doğal ilişkiler kurmak için bu zamanların ayrı bir değeri var.
Kapanışta Grand Ole Opry’deki Diamond Rio konseri de Nashville deneyimine çok uygun bir etkinlikti. Teknoloji için bir araya gelen bu kadar insanın akşam aynı salonda müzik dinlemesi, haftanın güzel anılarından biri oldu.
Grand Ole Opry’de kapanış akşamı.
Opry Mills, Smoky Mountains, Cherokee ve Ruby Falls
Konferansın yoğun programının ardından biraz gezmeye de zaman ayırdık. Opry Mills de Nashville’de uğradığımız yerler arasındaydı. Sonrasında rotamız Great Smoky Mountains ve Cherokee tarafına uzandı.
Şehirden uzaklaşınca yolculuğun havası değişti. Konferans salonları ve kalabalık etkinliklerden sonra doğanın içinde olmak, farklı yerleşimler görmek ve yolun kendisine zaman ayırmak iyi geldi.
Cherokee ziyareti de bu bölümün aklımda kalan duraklarından biriydi. Amerika’yı çoğunlukla büyük şehirleri, şirketleri ve teknoloji dünyası üzerinden takip ediyoruz. Yerli halkların tarihine ve bugün yaşadıkları yerlere temas etmek ise ülkeye başka bir açıdan bakmanızı sağlıyor.
Bu gezide Nashville’i ve çevresini birlikte görmek hoşuma gitti. Birkaç gün içinde oldukça farklı ortamlar ve yaşam biçimleriyle karşılaşmış olduk.
Gezi rotamızda Ruby Falls da vardı. Etkinlik için geldiğim bu yolculukta Smoky Mountains, Cherokee ve Ruby Falls gibi farklı duraklara da zaman ayırabilmek güzeldi. Konferanstan sonra yaptığımız bu geziler, seyahatin kapsamını genişletti.
Gezi rotamızdaki duraklardan Ruby Falls.
Smoky Mountains ve Cherokee gezisinden. (1)
Amerika’nın büyük şehirlerin dışındaki yüzü
Bu seyahatte merak ettiğim konulardan biri de Amerika’nın büyük şehirlerin dışındaki günlük yaşamıydı.
Yol boyunca gördüğümüz evler, yerleşimlerin geniş alanlara yayılması, mesafeler ve otomobilin günlük hayattaki yeri dikkatimi çekti. İstanbul’daki hayatla karşılaştırınca mekânın kullanımından günlük hareketliliğe kadar birçok fark görüyorsunuz.
Bir yeri gezmenin güzel tarafı da bu sanırım. Görülmesi gereken noktaların yanında, insanların nasıl yaşadığını, nerede alışveriş yaptığını ve çevreleriyle nasıl ilişki kurduğunu merak ediyorsunuz.
On günlük bir seyahatle bir ülkeyi tanıdığımı söyleyemem. Ama gezdiğimiz bölgeler, Amerika hakkında zihnimdeki resme yeni ayrıntılar ekledi.
Büyük şehirlerin dışındaki yerleşimlerden ve yolculuktan görüntüler.
Docentric ekibiyle yolun keyfini çıkarmak
Bu yolculuğun benim için özel taraflarından biri de Docentric ekibiyle geçirdiğim zamandı.
Normalde işte de seyahatte de bir şeyleri planlayan, takip eden veya sorumluluk alan tarafta oluyorum. Bu defa uzun zamandır ilk kez, birçok detayı düşünmeden biraz akışa uyup yolculuğun keyfini çıkarabildim.
Birlikte gezmek, yemek yemek, sohbet etmek ve etkinlik dışında da zaman geçirmek çok güzeldi. Teknik konular sayesinde tanıştığınız insanlarla zaman içinde böyle dostluklar kurabilmek, bu topluluğun bana kattığı en güzel şeylerden biri.
Bana bu kadar güzel bir hafta yaşattıkları için Docentric ekibindeki herkese tekrar teşekkür ediyorum. Yolculuktan aklımda kalanların önemli bir kısmında onlar var.
Docentric ekibiyle birlikte geçirdiğimiz akşamlardan.
Eve dönerken
Eve dönerken yanımda yeni bilgiler, tanıştığım insanlar, üzerinde düşünmek istediğim iş fikirleri ve güzel anılar vardı.
Community Summit, Amerika’daki Microsoft iş uygulamaları ekosistemini daha yakından görmemi sağladı. Kendi yaptığımız işleri başka bir ölçek içinde değerlendirme fırsatı buldum. Bazı alanlarda öğrenecek çok şeyimiz olduğunu, bazı alanlarda ise paylaşacak oldukça güçlü bir birikimimiz bulunduğunu gördüm.
Sunumda yapay zekâ demolarına gösterilen ilgi de benim için seyahatin en güzel kazanımlarından biriydi. Yeni denemeler yapmak ve bunları paylaşmaya devam etmek için güzel bir enerjiyle döndüm.
Nashville’in müziği, Smoky Mountains gezisi ve birlikte geçirdiğimiz zaman da bütün bunlara eklendi.
Dolu dolu geçen, dönüp fotoğraflarına tekrar bakacağım güzel bir on gündü.



















No comments yet.